Avrupa'ya dair en sevdiğim şeylerden biri ikinci el kıyafet dükkanları. Zamanında Paris'te ilk olarak Sibel'le bunların kapısını bayağı aşındırmıştık. Sonra ben oradaki günlerimin geri kalanında da ara ara gider olmuştum. Bir sürü ıvır zıvırın arasında karıştırmayı en sevdiğim şeyler hep gömlekler ve çantalardı. Hatta o çantalardan biri yüzünden bu yaz komik bir mahcubiyet yaşadım. Tünel'le yukarı çıkarken bir kız utangaç utangaç yanıma yaklaşıp," afedersiniz çantanızı nereden aldınız" deyince, 70'lerin özenti sosyetesi gibi "Paris'ten" demek zorunda kalışım cidden fenaydı...
Ama yine de engel olamıyorum işte. Sanki en afili çantalar bu vintage dükkanlarda oluyor düşüncesiyle bugün de mahallemdeki birçoğundan (şanslıyım!) birine gittim. Veee, Berlin'de ilk alışverişimi yaptım. Üstelik çantadan bile daha çok sevdiğim bir şey aldım: Ayakkabı! Neye benzediklerini anlatması zor ama iki yıldır filan aradığım çizmeleri buldum diyebilirim. Çok çok çok güzeller, üstelik de dev ucuza!



Haftanın en azından iki üç günü gitmem gereken ve ofisimin de olduğu enstitü şehrin epey güneyinde, Nikolassee diye bir yerde. Topu topu evime on beş yirmi dakika uzaklıkta olsa da aslında şehrin oldukça dışında ve ormanın ortasında kalan bir yer. 
